http://img27.imageshack.us/img27/7562/rza3.gif
   
 
  Kitap Özetleri

DOKUZUNCU HARİCİYE KOĞUŞU-Peyami SAFA
Yazarın küçüklüğünden beri çektiği hastalık onu
hastahanelerden tiksindirmiştir. Fakat durumu ciddiyetini
korumaktadır. Annesi ile kenar mahallelerin birinde virane
ahşap bir evde yaşamaktadır.

  Bir gün ameliyat olması gerektiğini öğrenip hastahaneden
döndüğünde evde annesini bulamaz ama odanın halinden
annesinin şiddetli bir baş ağrısı geçirdiğini anlar. O sırada
annesi gelir. Yazar ise annesini üzmemek için ona gerçekleri
anlatmaz. Kendi doktaruna gidip ona gözükmesi gerektiğini
söyler. Annesi yazarın Erenköye gideceğini öğrenince
paşanında onu merak ettiğini söyler. Ertesi gün yazar önce
paşaya gider.Paşa ilk olarak sağlık durumunun nasıl olduğunu
sorar yazar da kaçamak cevaplar vererek olayı geçiştirir. Daha
sonra odaya Nüzhet gelir yazardan getirmesini istediği kitapları
alır. Kızı gidince
paşa yazara bir de doktor Ragıp Bey’ e görünmesini tavsiye eder. Paşanın uzaktan akrabası olan yazar küçük yaşlardan beri onunla konuşur, ona kitap  okur. O akşam yine bir roman okumaktadır
fakat paşa uyuyunca Nüzhet’ le birlikte beahçeye gider ve muhabbet ederler. Yazar on beş yaşında ve aralarında dört yaş olmasına
rağmen Nüzhet’ i sevmektedir. Ancak onun da aynı duyguları hissetiğinden emin olmaz. Bahçede konuşurken doktor Ragıp’ ın
Nüzhet’ i istediğini duyunca önce üzülür ama Nüzhet oralı olmayınca, duyduğu şüpheye rağmen keyfi yerine gelir.  Daha sonra Nüzhet annesinin isteği üzerine uyumaya gider ve yazar da kendine olan tüm güvenini kaybeder.
Hastalığı onu normal yaşından çok daha olgun davranmaya sevk
etmiştir. Doktorun ikazlarına rağmen baston kullanmayan yazar
o gece yatakta yorgun ve acı içinde kıvranmaktadır. Henüz uyumadan Nüzhet yazarın evine uğrar ve uyuyamadığını bahane ederek tekrar
koyu bir muhabbete başlarlar. Ertesi gün yazar erkenden doktara gideceğinden Nüzhet onun uyumasını ister.  Fakat yazar ona karşı olan zaafiyetini daha fazla saklayamaz, onu kendisine çekip bir kere öper
ve Nüzhet şaşkınlık içerisinde koşarak eve gider.
Sabah olunca yazar Kadıköy'e gider ve paşanın istediği
kitapları alır ve sonra da annesine bir ay içerisinde gelemeyeceğini yazar. Oradan da doktora gider fakat operatörün dersi olduğundan görüşemezler. Operatörle akşama görüşebilen yazar ondan baston kullanması ve iyi yemesi ve dinlenmesi konusunda uyarı alır. İşi bitip köşke dönen yazar içeriye girdiğinde kendisinden gizli birşey konuşulduğunu anlar ve üzüntü içerisinde bahçeye oturmaya çıkar.
Daha sonra Nüzhet gelir ve yazar içeri girdiğinde annesinin dolabın arkasında çıplak olduğunu söyleyerek onu rahatlatır. Fakat akşam Nurefşan ona gerçekleri yani Nüzhet ile doktor Ragıp’ın durumlarını konuştuklarını söyler. Yazar hayal kırıklığına uğrar ve Nüzhet’ in odasına konuşmaya girer. Nüzhet yine yazarı ikna eder. Daha sonra ikiside uyurlar.
Ertesi günü Nüzhet’ le bahçede geçiren yazar Nüzhet’ le
cinsel yakınlaşmalara girer. O akşam doktor Ragıp yemeğe gelir
ve yazar hiç oralı olmaz. Konukları gidince Paşa yazara doktor
hakkında görüşlerini sorar o da Ragıp’ ı Nüzhet’ e yakıştıramadığını söyler bunu duyan yengesi de içinden yazara karşı kin tutar.
Bir gün yazar yengesinin Nüzhet’i mikroplara karşı uyardığını
ve eşyalarımızı ayırdım dediğini duyar ve bunun üzerine evi terketme kararı alır. Ancak annesinin de o gün paşalara geleceğini duyması kararını değiştirmesine neden olur.
Hızla geçen günlerden sonra nihayet evine dönen yazarın
ağrıları gün geçtikçe arttığından annesi onu fakülteye götürür.
Operatör ona durumun ciddiyetini hatırlatır ve yerinden bile kıpırdamamasını ister. Evi birden kalabalıklaşan yazarın yakınları
onu teselli etmeye çalışır. Tekrar fakülteye gittiğinde operatör
bacağın kesilmesi gerektiğini söyler fakat buna razı olmayan yazar birden bayılıverir. Bundan etkilenen operatör kasaplardan farkı
olmaları gerektiğini söyleyip yazara, üç aylık bir sürede bacağını kurtarmak için hastahanede kalması gerektiğini söyler. Yazar bunu
kabul etmek zorunda kalır ve Dokuzuncu Hariciye Koğuşuna yatırılır. Burası ona hapishane gibi gelir ve ilk gecesi olaylı biter. Bu korkuya dayanamaz ve bütün gücüyle bağırıp çağırır. Zor geçen günlerin
sonunda ameliyat günü gelir. Ameliyatı bitince yedinci pansumanda doktor bacağın kurtulduğun ancak yer basamayacağını söyler.

   Daha sonra da Nüzhet’ ten gelen karttan Paşanın hastalandığını Nüzhet’ in de doktor Ragıp’ la nikahlanacağını öğrenir. Acılar içinde geçen günlerin sonunda annesi doktor Mithat ve arkadaşı onu hastahaneden taburcu ettirirler.
                                                                          Alıntıdır/www.edebiyatogretmeni.net
*************************************************************************
ATEŞTEN GÖMLEK - Halide Edip Adıvar
Peyami, dışişleri mesleğini seçen bir gençtir. Bacaklarını kaybetmiştir.
Hatıralarını yazdığı sıralarda, kafası da açılacak, içeride kaldığı sanılan
bir kurşun aranacaktır.
Peyami'nin uzak akrabası olan Ayşe, İzmir'den, onunla evlendirmek
üzere İstanbul'a davet edilmiş, ama Peyami istememiştir. Bunu üzerine,
onuruna çok düşkün olan Ayşe, bir daha hiç bir zaman Peyami'yle
evlenmemeyi aklına koymuştur. Dolayısıyla bir başkasıyla evlenir.
Ayşe'nin kardeşi Cemal de subay olan akrabadır. Harbiye
NezaretindekiBinbaşı İhsan ile Mütareke'nin ilk zamanlarından beri
çok iyi anlaşmaktadırlar. O sırada hepsi İstanbul'da bulunmaktadırlar.
Peyami'nin annesi, Şişli'deki salonuyla o günlerin kibar
kadını, tanınmış
kadını, söz geçiren bir kadınıdır. Kadınlar arasındaki propagandayı o
idare eder. İstanbul'da, çeşit çeşit inanç, türlü türlü çalışma vardır.
Özellikle manda taraftarları, ülkeyi bir başka yabancı devletin
boyunduruğu altına koymak isteyenler çok çalışmaktadırlar.
Bir gün, İzmir'e Yunanlıların çıktığı haberi gelir. Ayşe'nin kocasını,
küçük oğlunu, birçok suçsuz insanla birlikte süngülemişler, delik
deşik etmişlerdir. Ayşe, İstanbul'a Peyamilere gelir.
Günün birinde, Sultanahmet meydanında büyük bir miting yapılır.
Mitinge kadın erkek, çoluk çocuk katılmıştır. Asıl gelenler İstanbul'un
arka mahalle insanlarıdır. Minarelerin arasında çok büyük, siyah
bayraklar asılmıştır. Orada halk, ülke kurtuluncaya kadar dövüşmeye,
sanki and içmeye gelmiştir.
İşte bu büyük toplantıdan sonra İhsan ile Cemal, Anadolu'ya geçerler.
Şiddetli bir tifo geçirdikten sonra Peyami ile Ayşe de, bir kağnıya
atlayıp Kandıra köylerinde İhsan'a kavuşurlar. Bir çete kurmuşlardır.
Ulusal harekete karşı koymak isteyen köylüleri yola getirirler. Peyami'yi,
dilbilgisinden yararlanmak üzere, mütercim olarak Milli Müdafaa'ya
verirler. Ankara'ya gelir.
Ayşe hemşire olmuş, Eskişehir'e gitmiştir. İhsan, sessiz ve çelikten
bir insan gibi, yorulmak bilmeden didinir, çalışır. Hepsi Ayşe'nin,
İzmir kızının peşinde, İzmir yolunda ölmeye söz vermişlerdir. Bu sıtmayla,
sanki sırtlarına ateşten bir gömlek giymişlerdir. Peyami, büyük bir
uğraştan sonra kendini İhsan'ın komutası altındaki birliğe verdirir.
İhsan, bir akşam Peyami'ye, Ayşe'yi ne kadar çok sevdiğini anlatır.
İkinci İnönü Savaşı'nda, alayının başında, başını kurşunlara uzatarak
ölümü beklemiştir. Metristepe'de göğsünden bir kurşun yiyerek bayıldığı
an her şeyin bittiğini düşünmüştür. Çok kan kaybetmiştir. Hastanede yer
olmadığı için İhsan'ı bir otelde, küçük bir odaya yatırırlar. Ayşe sabahları
gelir, yarasını gözden geçirir, çarşaflarını değiştirir, derecesini alır. İhsan,
öğleye kadar hep bununla vakit geçirir. Bir akşam, Ayşe ile, İzmir'e
inecekleri günü konuşurlar. İzmir'e ilk giren kendisi olmak şartıyla Ayşe'
den kendisiyle evlenmesini ister. Ayşe bu sözü vermeden, mantosunu
kapar, kaçmaya çalışır. İhsan, yarasını açarak intihara teşebbüs eder.
Ayşe de ister istemez geri dönmek zorunda kalır.
Rastlantılar İhsan'a fena bir oyun oynar. Hava değişimi için Ankara'ya
gönderilir. Orada, İhsan'ın isteğine aykırı olarak, bir amca kızını onunla
evlendirmeye kalkarlar. İhsan bunu kabul etmez, ama dönüşte, trene
binerken amcasının kızına, onu öperek veda eder. İşte kötü rastlantı
burada olur; Ayşe, bu olayı görmüştür. İzmir'in kızı, o günden sonra
İzmir'den başka hiçbir şey düşünmez olur. İhsan'da yırtıcı bir savaş
başlamıştır; dışından düşmanlarla içinden kendi kendisiyle savaşmaktadır. İhsan, bir saldırı sırasında, tırmandığı tepenin en yüksek noktasında bir makineli ateşiyle
vurulur, Peyami'nin kolları arasında hayatını kaybeder. Hemşire Ayşe de
bu saldırıda vurulanlar arasındadır. Peyami, bir sedye içinde, bir asker
kaputu altında onu bulur. Hemşire gömleği kana bulanmıştır. Sol kaşın
üstünden iri bir yara almıştır. Ayşe'nin şehit oluşu üzücüdür: Sıhhiye
Bölüğünde çalışırken komutanın şehit düştüğü haberi gelir. Bunu duyar
duymaz fırlar, en ileri hatta kadar koşar, yakalayamazlar. Bir top mermis
i parçasının isabetiyle, işte bu sırada vurulur.
Peyami, Ayşe'yi de, İhsan'ı da Gökçepınar'da yan yana gömdürür.
Niyeti İzmir'e en önce girip, bunu Gökçepınar'da yatan Ayşe'ye
anlatmaktır. Çünkü, Peyami'ye göre Ayşe hiç kimseyi sevmemiştir.
Onun seveceği insan, İzmir'e ilk gelecek olan insandır.
Peyami'nin hatıra defteri böyle biter. Ameliyattan sonra, Cebeci
hastanesinin iki doktoru bu konuda konuşurlar. Yedek asteğmen
Peyami Efendi'nin kağıtları incelenmiştir. Ne İhsan isminde bir alay
komutanı bulunmuştur, ne de Ayşe adında bir hemşire. Peyami'nin
akrabası da bulunmamıştır. Bunun üzerine iki doktor, hatıra
defterindeki olayların, kafasına kurşun girmesinden ileri gelme hayaller
olduğuna karar verirler.
 

 








Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Mesajın:

Rıza İzanHadim,Baklan, Nazilli, Aydın
 
GÜLİSTAN İZAN
Hadim, Baklan, Denizli, Nazilli, Aydın,Antakya,İstiklal İlkokulu,pamukkalr
Van. Sitemde yazılarım şiirlerim.
ve yorumlarım ile hoş vakit
geçireceğinize inanıyorum
Rıza izan
Reklam
 
Dış Bağlantılarım
 
Tarihte Bugün
 

Tarihte Bugün v.5.0
Site Sayacı
 
Sayaç: Ücretsiz Online Ziyaretçi Sayacı